Doların geleceği: NAFİLE SENARYO
'Dolar düşecek! Öyle görünüyor. Dolar düşmeyecek diyenler de yeni bir kriz dalgasının yaklaşmakta olduğunu görenlerdir.'
İşte İskender Özturanlı'nın yorumu...
Anlamakta zorluk çektiğim bir şey var, nedense, özellikle ülkemizdeki bazı ileri gelenler global gelişmeyi tam anlayamıyorlar ya da anlamak istemiyorlar. Bizdeki bazı çevreler dolardaki sert düşüşün analizini basit bir piyasa iniş çıkışı gibi göstermekteler.
Oysa dolar üzerine iki temel hakim görüş var bunlardan birincisi ünlü Harvardlı Ekonomi tarihçisi Ferguson’un görüşü.
Ferguson ki ciddi bir adamdır kendisi; ona göre ABD kesinlikle bu krizin sonunda hakimiyetini kaybediyor, dolardaki sıkıntının gerçek nedeni bu. ABD imparatorluğu kesinlikle çökecek diyor, 9 trilyon dolar dış borcu olan bir ülke ve büyüyen bir Çin. ABD in durumunu 17’inci yüzyıldaki İspanya’ya ve yirminci yüzyılın başındaki İngiltere’ye benzetiyor.
Bu tarihsel bakış ile böyle…
PARA SENİN AMA KUR SENİN DEĞİL
Yukarıdaki başlıktaki itiraz başta Çin olmak üzere ABD’ye yapılıyor, öyle sanıyorum ki artık hiçbir ülke bu krizden sonra bütün dünyanın kendini bağladığı bir para biriminin tek ülke tarafından yönetimi ve yönlendirilmesini mantıklı bulmuyor artık.
Dokuz trilyon dolara ulaşan bir borç, bunu kapatmak için belki düşük dolar anlamlı olacaktır. Şurasını da ihmal etmemek gerekiyor ki eğer öngörü böyleyse, düşük dolar politikası devam edecek ya da dolar daha da düşecek. Hem Euro karşısında hem de yerel para birimleri karşısında. Burada, politika terimini boşuna kullanmadım. Piyasalar ve ekonomik aktörlerin sesiz karşılaşmasından çıkan hamle esasında bir politikadır, aynı zamanda bir sonuç olduğu kadar. Birçok analiste lüzumsuz detay görünür bu işler; oysa öyle değildir.
Bir daha tekrarlarsak, ‘politika’ derken piyasa sağduyusu ya da piyasa çılgınlığı gibi bir ortak akıl ve ortak akılsızlık gelgitini kastediyoruz, daha ileri analizlerimizde bunun en az veriler kadar veya genel ekonomik konjonktür kadar önemli olacağını göreceğiz. Eğer piyasalara hakim olan derin söylem şu veya bu şekilde düşük dolar hatta yüksek Euro ise demek ki en azından bir süreliğine düşük dolar yüksek euro dönemi yaşamaya devam edeceğiz.
Kabaca ABD böyle istiyor deyip işin içinden de çıkmak mümkün ama..
Bu kadar basit değil bu işler.
Düşük dolar ABD’yi kurtarır mı ?
Munchau ve benzeri bir takım ünlü yazarlara da kulak vermek gerekiyor burada. Düşük dolar’ın diyor iki nedeni var: Birincisi güvensizlik ki çok net doğrular bunlar. Diğeri de özelikle ABD’deki çift haneli kamu borç yükü. Ama güçlü euro, düşük dolar, global denge bozumunu dengeye getirecektir. Her şeye rağmen ABD driven-force, finans ortamının hala itici gücü. Ama ABD hala üretim-tedarik ve tüketim anlamında da dünya ekonomisinin itici gücü. Düşük dolar en azından, orta ve uzun vadede, ABD ihracatını arttıracak, üretim marinasının çalışmasına yarayacak, işsizliğe bir çare oluşturacak olabilir. Sonuçta kamu borcunun ve dış ticaret açığının bir anlamda makul seviyelere gelmesine gerçekten yarayabilir.
Bergstein; ki ünlü bir iktisatçıdır, Peterson adlı önemli bir düşünce kuruluşunun başında ABD dolarındaki değer kaybını sağlıklı buluyor, çünkü 95 ile 2002 yılı arasında dolar yüzde 40 değer kaybetti. Bu piyasaya sürülen dolar bolluğu ile dengelenen bir sıcak para çekme hikayesiydi esasında. Üreten büyüyen ve tasarruf eden Uzakdoğu ile bu tasarrufun çekilme yeri olarak ABD arasındaki dengesiz denge, eski bir deyimi ödünç alarak söylüyorum aslında suni bir dengedir, belki doların daha da düşmesi ile bu dengesizlik bize uzak ihtimal olarak görünüyor. ABD hala dünya üretiminin, hatta doğrudan yatırımlar anlamında dünyada yatırım çeken en önemli ülke, bizde Hollywood filmlerine olan aşinalıktan mıdır nedir Amerika deyince sadece ileri teknoloji ile çalışan dinamik bir mekanizma, stratejik kararlar, rasyonel ve çözüm odaklı adamlar, yoğun pazarlama efsaneleri anlatılır.
Oysa Amerika hala üreten, orta sınıfı feci acı çeken bir toplum. Bakın, otomotiv sanayi çöktü, bir kent, Detroit yani tamamen karanlıklar altında kaldı. ABD hala dışarı mal ve hizmet satıyor, sanal veya ‘entertainment’ ağırlıklı.
Bir temenni olabilir de, hatta olması için baskı altında tutuyorlar bu işi. Tabi, bir yandan parasal genişleme artıyor, yeniden sanki hiç kriz çıkmamış gibi ve para gelişmekte olan piyasalara akıyor yeniden sanki hiçbir şey olmamış gibi hiç ders çıkarmadan “ kazanmanın patolojisi gene her türlü kural ve düzenlemenin üstüne çıkıyor. Bunu bir sonraki yazıma bırakıyorum.
Ülkelerin dolar tercihlerinin değişmesinden bahsettik. Bu, politik iklim hatta Amerika’nın tercihinin de üretim dengesi için doların düşmesine en azından cevap vermek olduğunu da söyledik. Ancak doların düşüşündeki ve bu düşüşün devam etmesindeki kilit noktası, piyasalara sürülen dolar arzındaki artıştan ziyade, artık dolara talep gelmemesidir. Piyasalardaki suni genişlemenin de yarattığı ve özellikle bizim gibi ülkelere akan yeni sermaye hareketi de Türk lirası gibi, Real gibi bazı paraların değerini bir kez daha arttırıyor. Yani bu kez tehdit iki başlı bir canavar gibi hızla geliyor…
Dolar talep gelmemesinin bir nedeni de tedirginlik kadar Amerikan finans hakimiyeti efsanesinin artık mental olarak da yıkılmasıdır. Tıpkı Sovyet Sisteminin siyasal anlamda çöküşü kadar çarpıcı bir gelişmedir bu.. Bu krizde kapitalizm çökmedi ama ABD tarzı kapitalizmin çöktüğü konusunda kimse itiraz etmiyor artık.
Ancak dolardaki düşüşün devam ederse ABD ve dünya ekonomisini bekleyen çok ciddi riskler bekliyor: emtia fiyatlarında patlama ve oynaklık, yeniden ekonomik toparlanmayı riske edecek, doğrudan yatırım kararlarını etkileyecek, öngörüyü bozacak bir gelişme…
Dolar düşecek! Öyle görünüyor. Dolar düşmeyecek diyenler de yeni bir kriz dalgasının yaklaşmakta olduğunu görenlerdir.
Ancak hazin olan odur ki yeni bir kriz dalgası geldiğinde ilk sinyal doların artması olarak geri dönecek…
Tıpkı bir bumerang gibi.
İskender ÖZTURANLI
|