Yılan hikayesi!...
Bir kez daha yazılarıma ara vermek zorunda kaldığım için tüm okurlarımdan özür dilerim. Ben inanamıyorum, siz de inanmakta zorluk çekeceksiniz ama nedense IMF/DB Güz Toplantılar’ı için ülkemize gelen uzman ve yatırımcılar benim görüşlerime başvurmak nezaketini gösteriyorlar, yazmaya zaman kalmıyor.
Herhalde kara mizahı seviyorlar. Kara mizahı sevmeleri lazım, çünkü piyasalarımız “IMF ile 50 milyar dolar stand by an meselesi” diye alım yaparken, bendeniz derin bir şüphecilik içindeyim. Bunu söylediğimde dinleyiciler bıyık altından gülüyorlar, ama ne yapayım? Bu IMF ile anlaşma öyle bir yılan hikayesi ki, neresinden içine girseniz, kuyruğunu akşam flört edecek bayan yılan sanan erkek yılan çıkıyor karşımıza. Daha bir kaç gün öncesine kadar Ankara ve IMF toplantılar boyunca görüşme yapılmayacağını ilan ettiler.
Ardından Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Sn Babacan, “Uzlaşamadık, çünkü IMF’ye güvenemedik” mealinde (pek de nazik olmayan) bir açıklama yaptı. Sonra Sn Erdoğan Wall Street Journal’a verdiği röportajda IMF ile bir an önce görüşmelerin sonlandırılmasını umduğunu açıkladı. Ve....birden bence inanılması zor, ama imkansız olmayan “kulis haberler,” manşete taşınıp, piyasalara dev alımlar getirdi. Şu haberlerin içeriğine bir bakalım....IMF ile vergi idaresinde bağımsızlıktan; genelde yapısal reformların takvimi konusundaki anlaşmazlık çözülmüş....IMF hükümetimizin ilan ettiği Orta Vadeli Programı beğendiği için daha önce koştuğu mali-parasal disiplin şartlarını gevşetmeye sıcak bakıyormuş....Stand-by kredi rakamı birden 15-25 milyar dolardan 40-50 milyar dolara çıkmış....
Bu kredi bütçe açığını finanse etmekte kullanılacakmış. IMF büyük bir değişim sürecinde ve bizim gibi GOP’lara daha esnek şartlarda mali destek vermek için baskı altında. Sn Strauss-Kahn, harcamaların IMF fonları ile desteklenmesine felsefi olarak karşı durmayan yepyeni nesil bir yönetici. Ve en önemlisi, ben IMF nasıl karar alır, uzmanı değilim. Ama eski IMF bu şartlarda Türkiye’ye bahsedilen montanda para vermez. Özel banka hüviyeti tartışılsa da, IMF gibi aslında bir “ödemeler dengesi krizine karşı geçici destek sağlayan” geçiş bankası, şart koşmadan, kredisinin geri ödeneceğini garantiye almadan kimseye 45-50 milyar dolar veremez.
Bazen bir şeyi bilemediğinizde mantık kullanırsınız. Siz IMF olsanız son derece zayıf bir mali program ve tek önceliği faiz indirmek olan, yapısal reform denince en parlak fikri “İstanbul’u finans merkezi yapmak” olan bir hükümete bu kadar borç verir misiniz? Hele, hele, artık ben yazmıyorum, hikaye Reuters’e kadar düştü, 2010 yılında erken seçime gitmesi olası bir hükümete bu boyutta kredi verilir mi? Verilirse kaç dolarlık dilimler halinde verilir? Hükümet aniden IMF’nin çok beğendiği iddia edilen orta vadeli programı da terk edip seçim ekonomisine geçerse, kredi dilimleri gelmeye devam eder mi? En iyi tahminlere göre gelecek sene %3-3.5, 2011 yılında %4-4.5 büyümesi beklenen, enflasyonla savaşta soru işaretleri yaratan, patlamaya başlayan bütçe açığını sıcak para ve TCMB fonlaması ile sürdüren, vergi gelirlerinin %70’i tüketimden gelen bir ekonomide, bu İMKB seviyesi ve DİBS faizleri makul mu? Yoksa...yoksa..baloncuk oluşuyor mu? Temkini bırakıp kendimizi piyasaların coşkun dalgaları arasına atalım mı?
Atilla YEŞİLADA www.istanbulanalytics.com
|