Piyasalarda son perde açılırken
Ramazan Bayramı’nın sona ermesi ile birlikte piyasalar dediğimiz bu fevkalade görkemli, her gün değişen ama hep aynı kalan pembe dizinin sezon finaline girdik. Yıl trajediyle başladı. Ama, 2Ç2009’un başından itibaren piyasalar geçen sene ortasından bu sene Mart’a kadar verdiklerini geri aldılar. Sezon finalinde ne olabilir? Türkiye’nin payına ne rol düşecek?
Bu sorunun tek cevabı var: Küresel büyümeyi doğru tahmin eden parayı vurur. Dünya ekonomisinin yaz boyunca krizden adım adım kurtulduğunu beraberce seyrettik. Bu nekahat döneminde piyasalar o kadar şişti ki; artık 2010 yılında tüm sorunların aşıldığı ve SÜRDÜRÜLEBİLİR OLARAK 2006-2007 düzeyinde bir büyümeye geçildiği ortamı fiyatlıyorlar. Uzmanlar ise ikiye ayrılmış durumda, kimi Yeni Normal dediğimiz kriz sonrası dünya düzeninde uzun süre yüksek büyüme hızının görülmeyeceğini ve bir süre sonra yavaşlamanın yeniden öne çıkacağını düşünüyor. Diğerleri ise piyasalara gaz veriyor. Her gelen iyimser veriyle birlikte kötümserlerin sayısı azalıyor.
Ama, ben hala o sayısı azalan ayıların kampında barınıyorum. Yarınki yazımda da anlatacağım gibi 3 sebebim var. Birincisi küresel finansal sistem hala sorunlarını aşamadı, aksine bunların üstünü örtme girişimi kalıcı bir iyileşmeyi geciktiriyor. İkincisi, krizden çıkış hep hızlı olur, mühim olan bu tempoyu devam ettirebilmek: Ama tüketici ve sabit sermaye yatırımı yapacak şirketlerde öncelik HARCAMADA değil, bilanço tamirinde olacak. Üçüncüsü ise parasal ve mali politikalar yeniden sıkılaştırılmaya başlayınca ne olacak? Ya da 2010 yılında da bu evreye geçemezsek, enflasyon ve emtia fiyatları patlar, ya da piyasalarda yeni baloncuklar oluşur mu? Böylesine derin ve kapsamlı bir krizin bu denli kolay aşılamayacağını ve yukarda arz ettiğim 3 sorundan en az birinin, muhtemelen hepsinin birden küreyi yeniden kötü karakterli bir dengeye iteceğini düşünüyorum. Ama, zamanlama konusunda emin değilim.
Bu nokta çok önemli. EĞER iyimser veriler gelmeye devam ederse, bunların gücü ne olursa olsun, yatırımcılar menkul kıymet portföylerini ya da risk iştahlarını artıracak. Böyle yapmak zorundalar. Sene sonu gelirken performans liginde altlarda kalmak, fon çıkışı (NAV daralması) demek. Bir çok hedge fund mecburen, “mahalle baskısı” (peer pressure) yüzünden G7 borsaları ve bizim de dahil olduğumuz GOP’larda pozisyon alacak. Krizsiz geçen her gün ise büyük bireysel yatırımcılara artık “0” faizli mevduat ve çok düşük getirili B tipi/Likit Fonlar’da beklemenin ne kadar safça olduğunu hatırlatacak.
Bence, önce baloncuklar pıtırak gibi oluşacak kürenin her yerinde. Bunları patlatmadan parasal ve mali daralmaya geçmek hüner ister, bence kimse beceremeyecek. Bu baloncukların patlaması için ise 3 sinyal gerekli. Bir, makro-verilerde bozulma. Yani, büyümenin durduğuna dair yeni veriler gelmesi. İkincisi, MB’larının veya büyük hükümetlerin daraltıcı politikalara geçişi sinyallemesi. Üçüncüsü ise bir ülkenin borç ödeyememesi veya büyük bir kurumun batması olarak betimlediğim yeni bir mali kriz, ya da panik.
Zamanlama olarak bence önce ekonomik verilerde bozulma gelir. Bu evrenin yıl sonunda, en geç ise 1Ç2010’da başlaması çok mümkün. Eğer küre yavaşlamazsa, 2010 ortalarında ise faiz artırımları ve bütçe açıklarının daraltılması gündeme gelir. Yine 2010 yılında ABD ve AB’de bankacılık sisteminde yeni iflas/kurtarmalar söz konusu olabilir.
İşte size orta vadeli piyasa senaryom: Wall Street’ten İMKB’ye kadar yılsonuna kadar rahatız, sonrası için riskler her gün biraz daha artarak birikecek. Türkiye yılsonuna kadar olan evrede en fazla GOP ortalaması kadar prim yapar. Yakında IMF ile program olmayacağı, ekonominin ise resesyondan çıkmaya hiç de gönüllü olmadığı görülecek. Ama Orta Vadeli Program çerçevesinde hazırlanan sözde “kemer sıkma” bütçesi ve TCMB’nin bence bu yıl DURMAYACAK faiz indirimleri de sert satışları engeller. Temel olarak Türkiye’yi almak için gerekçe yok artık. Ama piyasa dinamikleri sayesinde altımızda toprağın bittiğini görmeden bir iki ay daha gideriz herhalde. Fakat, Türkiye “yangından ilk ve en fazla zarar görecekler listesinin” başında.
Atilla YEŞİLADA www.istanbulanalytics.com
|